Kadına Karşı Şiddet ve Koruyucu Hukuki Tedbirler: 6284 Sayılı Kanunun Güncel Uygulaması
- abhukuuk

- 9 Eki 2025
- 2 dakikada okunur
Kadına yönelik şiddet, yalnızca bireysel bir suç değil; toplumsal düzeni, aile yapısını ve temel insan haklarını doğrudan ilgilendiren bir olgudur. Türkiye’de bu konuda en önemli yasal dayanak, “Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair 6284 Sayılı Kanun”’dur. Bu kanun, 2012 yılında yürürlüğe girmiş olup hem ulusal hem de uluslararası hukuk normlarına dayanarak şiddet mağduru kadınlara yönelik koruma, önleme ve destek mekanizmaları oluşturmayı amaçlamaktadır.
6284 Sayılı Kanun’un Hukuki Dayanağı
6284 sayılı Kanun, doğrudan Anayasa’nın 17. ve 41. maddelerine, ayrıca Türkiye’nin taraf olunan Uluslararası sözleşmesi ve evrensel hukuk ilkelerine dayanılarak hazırlanmıştır. Bununla birlikte, Türk Ceza Kanunu (TCK) ve Türk Medeni Kanunu (TMK) ile birlikte yorumlanır. Amaç, yalnızca cezalandırmak değil; şiddet eylemleri oluşmadan önce önleyici ve koruyucu tedbirlerle mağduru güvence altına almaktır.
Koruyucu ve Önleyici Tedbirler Arasındaki Fark
Kanun iki temel tedbir türü düzenler:
a) Koruyucu Tedbirler
Şiddete uğrayan veya uğrama tehlikesi bulunan kişi lehine alınır. Sulh Ceza veya Aile Mahkemesi tarafından verilebilir. Örneğin;
•Mağdurun geçici koruma altına alınması,
•Barınma yeri sağlanması,
•Geçici maddi yardım veya psikolojik destek sağlanması,
•Kimlik ve adres bilgilerinin gizlenmesi.
b) Önleyici Tedbirler
Şiddet uygulayan veya uygulama ihtimali bulunan kişi aleyhine alınır. Amaç mağduru korumak, şiddet failini sınırlandırmaktır. Örneğin;
•Failin konuttan uzaklaştırılması,
•Mağdura yaklaşmama, iletişim kurmama yasağı,
•Silah teslimi yükümlülüğü,
•Alkol veya uyuşturucu etkisi altında mağdurun bulunduğu yere gelme yasağı. Bu tedbirler tedbir kararı ihlal edilirse hapis cezasına dönüşebilir (6284 sayılı Kanun m.13).
Elektronik Kelepçe ve Denetimli İzleme Sistemi
Günümüzde 6284 sayılı Kanun’un en dikkat çeken uygulamalarından biri elektronik kelepçe sistemidir. Bu sistem, özellikle “yaklaşmama” kararı verilen durumlarda uygulanır ve failin mağdura belirli bir mesafeden fazla yaklaşması halinde anında emniyet birimlerine uyarı sinyali gönderir. Adalet Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı koordinasyonunda yürütülen uygulama kapsamında 2025 itibarıyla 81 ilde Elektronik İzleme Merkezleri faaliyettedir. Sistemin amacı, yalnızca caydırıcılık değil; aynı zamanda mağdurun güvenlik hissini güçlendirmek ve olası ihlallere anında müdahale edilmesini sağlamaktır..
Tedbirlerin Uygulanmasında Yaşanan Sorunlar
Her ne kadar 6284 sayılı Kanun güçlü bir mevzuat çerçevesi sunsa da uygulamada bazı sorunlar sürmektedir:
•Tedbir kararlarının gecikmesi veya etkili denetlenmemesi,
•Mağdurun beyanına inanmama eğilimi,
•Kolluk kuvvetlerinin bilgi eksikliği veya personel yetersizliği,
•Toplumsal baskı ve ekonomik bağımlılık nedeniyle şikâyetlerin geri çekilmesi,
•Elektronik kelepçe sayısının halen ihtiyacı tam karşılamaması.
Yargıtay içtihatları da bu konularda yönlendiricidir. Örneğin Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 2019/1427 E., 2020/2319 K. sayılı kararı, şiddet tehdidinin dahi tedbir için yeterli olduğunu vurgulamıştır. Bu da “fiili şiddet beklenmeden” koruma kararının verilebileceği anlamına gelir.
Hukuki Başvuru Yolları
Mağdur kadınlar aşağıdaki kurumlar aracılığıyla koruma talebinde bulunabilir:
•Aile Mahkemesi veya nöbetçi mahkemeler,
•Cumhuriyet Başsavcılığı,
•Karakol veya Jandarma Komutanlığı,
•Alo 183 Sosyal Destek Hattı,
•Şiddet Önleme ve İzleme Merkezleri
Başvuru harçsızdır, avukat zorunluluğu bulunmaz, ayrıca baroların adli yardım büroları aracılığıyla ücretsiz avukat atanabilir.
Kadına yönelik şiddetle mücadele, yalnızca bir kanun meselesi değil; toplumun her kesimini ilgilendiren bir insan hakları sorumluluğudur. 6284 Sayılı Kanun, bu mücadelede en güçlü hukuki araçlardan biridir; ancak asıl etki, uygulayıcıların duyarlılığı ve kamu farkındalığı ile mümkündür. Koruyucu tedbirlerin zamanında uygulanması, elektronik denetim sistemlerinin yaygınlaştırılması ve mağdurun yalnız bırakılmaması, hukukun caydırıcı değil, koruyucu yönünün ön plana çıkmasını sağlayacaktır.




Yorumlar